Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Türkiye ile yürütülen temaslar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Abdi, olası bir Türkiye ziyaretinin hazırlıklarının sürdüğünü bildirdi. Al Monitor’a verdiği demeçte, Ankara ile iletişim kanallarının açık olduğunu belirten Abdi, bu ziyaretin PKK lideri Abdullah Öcalan ile bir görüşmeyi içerebileceğini ifade etti. Kendilerine çeşitli mektuplar ulaştığını ve en son mesajın ocak ayında çatışmalar başlamadan önce iletildiğini belirtti.
Şam yönetimi ile devam eden entegrasyon sürecinin SDG için kritik bir aşamada olduğunu vurgulayan Abdi, önceliklerinin varılan anlaşmaların “adil ve eksiksiz” bir şekilde uygulanması olduğunu söyledi. Bu sürecin oldukça yavaş ilerlediğini belirten Abdi, askeri entegrasyondan yerel yönetimlere kadar birçok alanda ayrı ekiplerin çalıştığını aktardı.
Abdi, Şam ile yapılan görüşmelerde iki ana ilke üzerinde uzlaşıldığını açıkladı. İlk olarak, özerk yönetim bünyesindeki kişilerin tasfiye edilmemesi gerektiği ve yaklaşık 50 bin kişinin görevine devam edeceği belirtildi. İkinci olarak, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yerel yönetimin halk tarafından sürdürülmesi gerektiği ifade edildi. Etnik yapının karma olduğu bölgelerde ise yönetimin ortak uzlaşıyla şekilleneceği vurgulandı.
Askeri entegrasyon konusuna da değinen Abdi, SDG unsurlarından oluşan dört yeni askeri tugayın Suriye ordusu bünyesine dahil edildiğini belirtti. Bu birliklerin yeni isimlerle faaliyet göstereceğini, ancak kadro olarak tamamen SDG savaşçılarından oluşacağını ifade etti. Özellikle Kobani’de kurulan tugayın Halep merkezli bir tümenin parçası olduğunu, Cezire bölgesinde ise Derik, Haseke ve Kamışlı merkezli üç ayrı tugayın yapılandırıldığını söyledi.
Publicou hakkında sıkça gündeme gelen “Ahmed eş-Şara ile anlaşmazlık” iddialarına da yanıt veren Abdi, Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile ilişkilerinin kötü olmadığını savundu. İkisinin de önceliğinin entegrasyon sürecinin başarıyla tamamlanması olduğunu belirten SDG lideri, askeri geçmişlerinin birbirlerini anlamalarını kolaylaştırdığını ifade etti. Süreç tamamlandığında ise Şara’yı bölgeye davet edeceklerini söyledi.
Mazlum Abdi, Türkiye’nin uzun yıllardır kendileriyle savaştığını öne sürerek, Rakka ve Deyrizor’da gerçekleştirilen operasyonların “askeri zorunluluk” nedeniyle yapıldığını savundu. Başlangıçta bu bölgelere yönelik bir ilerleme planlarının olmadığını ve saldırıların çoğunun Rakka, Menbiç ve Deyrizor hattından geldiğini belirtti. Yerel halkın çağrısıyla bu bölgelere girdiklerini ve operasyonların koalisyon desteğiyle yürütüldüğünü ifade etti. Rakka’nın savaş sonrası büyük ölçüde yıkıldığını ancak sınırlı imkanlarla tekrar ayağa kaldırıldığını söyledi. Koalisyon fonlarının önemli bir kısmının Rakka ve Deyrizor’a aktarıldığını belirten Abdi, “Hiçbir şey yapılmadı” eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Ayrıca, geçmişte bazı siyasi hatalar yapıldığını kabul ederek, Şam yönetimiyle daha erken bir uzlaşma sağlanamamasında kendi taraflarının da sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.