2025 yılı, “Aile Yılı” olarak ilan edilmesine rağmen, çocuklu aileler, artan yaşam maliyetleri ve ağır vergi yükleriyle başa çıkmakta zorlandı. Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan rapora göre, Türkiye’de 2 çocuklu bir ailenin vergi yükü geçen yıl 1.3 puanlık bir artışla yüzde 40.3 seviyesine yükseldi. Bu oran, OECD ortalamasında ise yüzde 26.2 olarak belirlendi.
OECD’nin raporunda, ailelerin satın alma gücünün gösterildiği net gelir değeri, Türkiye için 38 bin 683 dolar iken, OECD genelinde bu rakam 53 bin 954 dolar olarak tahmin ediliyor. Ayrıca, 2025 yılına dair vergi raporunda Türkiye’nin, ailelere sağlanan doğrudan nakit yardımları ve vergi avantajları açısından OECD ülkeleri arasında yetersiz kaldığı vurgulanıyor.
Rapora göre, çalışanların işverene maliyeti ile net maaşı arasındaki farkı ifade eden vergi takozu, OECD ülkelerinde bekârlar için ortalama yüzde 35.1 iken, Türkiye’de bu oran 1.3 puanlık artışla yüzde 40.3’e ulaştı. Evli ve çocuklu çiftler için Türkiye’de vergi takozu, OECD ortalamasına yakın bir seviyede, yüzde 40.3 olarak belirlenirken, OECD genelinde bu oran yüzde 26.2’dir. Bu durum Türkiye’yi OECD’nin “vergi şampiyonu” konumuna getiriyor.
Yüksek vergi yükü, çalışanların maaşlarının erimesine, işverenlerin ise istihdam artırma konusunda zorlanmasına sebep oluyor. Vergi yükünün yüksek olması, Türkiye’nin gelir sıralamasında OECD ülkeleri arasında sondan 9’uncu sırada yer almasına yol açıyor. Vergi takozunun en düşük olduğu ülkeler Şili, İsviçre ve Yeni Zelanda olarak belirlenirken, Türkiye’nin ardından en yüksek vergi takozuna sahip ülkeler Fransa ve Finlandiya olarak kaydedildi. Bu veriler, ailelerin ekonomik zorluklarla mücadele ettiği bir dönemde, Türkiye’deki ekonomik ve sosyal politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.