İngiliz The Telegraph gazetesi, Türkiye’nin Eskişehir iline bağlı Beylikova’da bulunan dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi (NTE) rezervinin, ABD ile Çin arasındaki teknoloji ve savunma alanındaki rekabetin yeni bir odak noktası haline geldiğini vurguladı. Küresel teknoloji ve savunma sanayisinin temel taşlarından biri olan nadir toprak elementleri, Beylikova’yı uluslararası arenada stratejik bir konuma yerleştiriyor.
Bölgedeki resmi kaynaklar, yaklaşık 694 milyon ton nadir toprak cevheri bulunduğunu duyurmasıyla birlikte, bu önemli elementlerin telefonlardan savaş uçaklarına kadar birçok alanda kullanıldığına dikkat çekildi. Nadir toprak elementlerinin dünya üzerindeki en büyük üreticisi olan Çin, küresel arzın %90’ından fazlasını kontrol ediyor ve mevcut rezervlerin neredeyse yarısını elinde bulunduruyor. Bu durum, Batı ülkeleri için büyük bir tehdit teşkil ediyor. Royal United Services Institute (RUSI) uzmanlarından Dan Marks, Çin’in küresel tedarik zincirlerinden çıkarılması durumunda Batı’nın ileri teknolojiye dayalı bir savaşı sürdürmesinin neredeyse imkansız hale geleceğini ifade etti.
ABD, Çin’in stratejik etkisini azaltmak için çeşitli adımlar atıyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin ekonomik güvenliğini ve tedarik zincirlerini başkalarının insafına bırakmaması gerektiğini vurguladı. Eski Başkan Donald Trump döneminde, kritik mineraller için özel bir ticaret bloku oluşturma planları yapıldı. Bu çerçevede, Beylikova’daki nadir toprak elementlerini işlemek için Türkiye ile kurulacak olası bir işbirliği, ABD’nin Çin üzerindeki etkisini artırabilir.
Çin, geçmişte nadir toprak elementlerini diplomatik bir baskı aracı olarak kullanmaktan çekinmedi. Örneğin, Trump yönetiminin gümrük tarifelerine karşılık olarak, Pekin geçen yıl ihracat kısıtlamaları uygulayarak küresel otomotiv endüstrisini zor durumda bırakmıştı. Ayrıca, 2010 yılında Japonya ile yaşanan krizde de benzer bir strateji izleyerek dünya piyasalarında fiyatları aniden yükseltmişti.
Nadir toprak elementleri konusunda uzman olan Sait Uysal, Çin’in teknoloji ve bilgi birikimi açısından dünyanın en gelişmiş gücü olduğunu belirterek, bu durumun tehlikelerine dikkat çekti. Çeşitli analizler, Pekin’in Beylikova’daki cevherin Çin’de işlenmesini istemesinin ardında yatan amacın Türkiye’yi kendi değer zincirine entegre etmek olabileceğini öne sürüyor.
Beylikova’daki yerel halk ise, yatırımlara sıcak bakmasına rağmen “Çin mandası” olma fikrine karşı çıkıyor. Bölge sakinleri, doğrudan doğal kaynakların ham madde olarak satılmaması gerektiğini savunuyor ve Çin teknolojisinin Türkiye’ye transfer edilmesini, ancak üretim süreçlerinin milli kalması koşuluyla kabul ediyor. Ayrıca, ABD ile ortaklık fikrine mesafeli yaklaşan halk, yerli işleme kapasitesinin geliştirilmesinin en güvenli yol olduğunu düşünüyor.
Nadir toprak elementi rafinerisi kurmanın yalnızca yüksek maliyetli bir iş değil, aynı zamanda ciddi çevresel etkileri olabileceği de vurgulanıyor. Kimyasal ayrıştırma süreçlerinin çevresel riskleri konusunda endişeler dile getiriliyor. Beylikova, ulusal ve uluslararası aktörlerin dikkatini çekerken, bölge halkının beklentileri de şekilleniyor.