Macaristan’da uzun yıllardır iktidarda olan Başbakan Viktor Orbán, Tisza Partisi lideri Péter Magyar karşısında aldığı beklenmedik yenilgiyle siyasi sahnede önemli bir değişimin kapılarını araladı. Orbán, on altı yıl boyunca ülkeyi yönetmişti ve bu tarihsel seçim sonucunun, Avrupa’nın siyasi dinamiklerini etkilemesi bekleniyor. Aşırı sağcı ve popülist bir figür olan Orbán’ın bu yenilgisi, İtalya ve Hollanda’daki sağ partilerin son zaferlerini takip etmesi açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. Bu durum, Avrupa’daki popülist partilerin güç kaybedeceği umudunu pekiştirdiği gibi, Fransa ve Almanya’daki merkez partilerin aşırı sağ baskısından kurtulma şansını da artırıyor.
Ancak Magyar, “vatan kurtaran kahraman” olarak tanımlanamayacak bir figür. Merkez sağda konumlandığı belirtilse de, Magyar’ın Orbán’dan ideolojik olarak tamamen ayrışmadığını unutmamak gerekiyor. Aşırı sağ görüşlerdeki değişim yok. Magyar, uzun yıllar birlikte çalıştığı Orbán kadar tutucu ve popülist bir politikacı. Orbán karşıtı olarak seçmenlerin duyduğu öfkeyi, Avrupa Birliği’nin de karşıtlığını lehine çevirme yeteneği, zaferinin temel faktörlerinden biri oldu. Yolsuzlukla mücadele, yargı bağımsızlığı ve medya üzerindeki siyasi baskı gibi konularda reform yapma vaadiyle, farklı kesimlerden oy topladı. Eski Başbakan Orbán’ı, yolsuzluk ve adam kayırma gibi uygulamalarına karşı çıkarak yenebileceği tek strateji buydu. Bu nedenle, “düşüncede” çoğunlukla aynı olduğu Orbán’dan icraatta farklı olacağı vaadi, seçmenleri kendisine çekti. Seçmen, Orbán’ı “benzeri”yle de olsa devirmek için fırsatı değerlendirdi.
Bu arada, Macaristan Ulusal Seçim Bürosu’na göre seçime katılım oranı yüzde 77’yi aştı; bu, 1989’dan bu yana en yüksek katılım oranı olarak kaydedildi. Magyar, arkasındaki bu “büyük rüzgarla” ülkesinin siyasi yapısında köklü değişiklikler yapma fırsatına sahip oldu. Kazanmasıyla birlikte Avrupa Birliği’ni güçlendirme ve bölgede Rusya’nın etkisine karşı bir denge unsuru olma yönünde sinyaller vermekte. Orbán, hem Donald Trump hem de Vladimir Putin ile yakın ilişkiler içinde bulunmuştu. AB’nin ilkelerine aykırı hareket ederek, ortaklarını kendine düşman etmişti. Bu seçim sonucunun, Rusya-Ukrayna krizi üzerinde de etkileri olacağı kesin. Orbán, Ukrayna’ya askeri yardım yapılmasına karşı çıkmış ve AB’nin Ukrayna krizinde birleşik bir cephe oluşturma çabalarını engellemişti. Magyar’ın bu tutumu değiştireceği yönünde güçlü beklentiler var; Ukrayna’ya destek konusunda daha geniş bir uzlaşma sağlanabilir.
Macaristan’da, Orbán’dan önce de Avrupa Birliği’ne karşı bir şüphecilik mevcuttu. Orbán bu duyguyu yıllarca istismar etti. Bu şüphecilik Magyar döneminde de devam etse de, seçmen tercihini Orbán’a duyduğu öfke nedeniyle Magyar lehine kullandı. AB karşıtı olmasına rağmen, vatandaşlarını AB’ye bağımlı hale getiren yine Orbán’dı. Orbán’ın yenilgisi, politikacılara ders niteliğinde: Uzun süre iktidarda kalanlar, güçlerinin sınırsız olduğunu düşünmemeli. Orbán, bu süreçte yargıç, savcı, polis ve ekonomist rolünü üstlenmişti. Ancak şimdi, bu rollerin hiçbirine sahip değil.