İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyon milyonların iradesine darbe olarak algılandı ve Türkiye’nin dört bir yanında eylemler yapıldı.
Ancak Batı’dan gelen tepkiler sınırlı ve cılız kaldı. Hatta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) yaptığı konuşmada “İngiliz İşçi Partisi açıklama yapmış, ‘Türkiye’de demokrasiden yanayız’ diye. ‘Uyan da balığa gidelim’. O İngiliz İşçi Partisi, kendisinin çıkıp, şimdi geriye dönmeye çalıştığı yerde, bir otokrata bir hafta kadar sessiz kalmış olmanın karşılığını Sosyalist Enternasyonal’ın Başkan Yardımcısı sıfatıyla Özgür Özel’den görecek” diyerek tepkisini dile getirdi.
Cılız tepkinin nedenine ilişkin en detaylı analiz Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yer aldı. Gazete “Avrupa, Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu için Erdoğan’ın baskısına göz yumuyor” başlıklı haberinde, Avrupa ülkelerinin Ankara’daki baskıcı politikalara karşı sessiz kalması eleştirildi.
Haberde, geçmişte Türkiye’nin muhalefeti bastırma girişimlerinin Avrupa’dan sert tepkiler gördüğü ancak bugün bu eleştirilerin oldukça sınırlı kaldığına dikkat çekildi.
WSJ, bunun temel nedeninin, Rusya’nın oluşturduğu güvenlik tehdidi ve Washington-Brüksel hattındaki gerginlikler nedeniyle Avrupa’nın Türkiye’ye olan jeopolitik bağımlılığı olduğunu vurguladı.
CILIZ TEPKİLERİN NEDENİ…
WSJ, “Başta Fransa olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri İmamoğlu’nun tutukluluğundan dolayı ‘derin endişelerini’ dile getirse de, bu açıklamalar cılız kaldı ve Türkiye’nin iç siyaseti ile güvenlik iş birliği arasında bir bağlantı kurulmadı” ifadelerine yer verdi.
Haberde, görüşlerine yer verilen uzmanlardan biri “Avrupalılar kendilerini ahlaki üstünlüğe sahip, doğru olanı yapan bir gelenekten geliyor. Ancak artık güvenliğe yönelik daha ‘yetişkin’ bir jeopolitik yaklaşım gerekiyor. Türkiye ile çalışmak bizim çıkarımıza olabilir” dedi.
Avrupa’daki genel yaklaşımı “güvenlik adına sessizlik” olarak yorumlayan WSJ, Türkiye’nin hem coğrafi hem de stratejik önemi nedeniyle Batı’nın temel müttefiklerinden biri olmayı sürdürdüğünü, ancak bunun demokrasi ve insan hakları konularındaki tavizlerin gerekçesi haline geldiğini belirtti.